Serap KOCAOĞLU
Görüntülenme: 161

Serap KOCAOĞLU

“Her Kadın, Kendi Hikayesinin Kahramanıdır”
Serap KOCAOĞLU
Söyleşiyi Yapan: Ebru MANAVOĞLU
Yer: Antalya Ticaret ve Sanayi Odası
Tarih: 26.04.2022

Galeri

Söyleşi



Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Aslen Erzurumluyum, 1989 yılından itibaren de Antalyalıyım.  Uzun süreli özel sektör deneyimim oldu. Eşimle aynı iş yerinde tanıştık ve evlendik. Bu şirket vesilesiyle Yalova’dan Antalya’ya transfer olduk. Hollanda bağlantılı Türkiye’nin önde gelen üretim firmasındaki deneyimlerimiz hem benim ve eşim için üretim, pazarlama, yönetim açısından bizim için bir reel sektöre dair öğrenimler açısından çok önemli katkılar sağladı Aslında girişimcilik serüvenine sermaye ve iş planı açısından hazırlıksız bir dönemde karar vermiştik  ama bilgi birikimimiz ve sektör deneyimlerimizden güç alıp, risk almadan olmaz diyerek  1994 yılında eşimle ortak kurduğumuz firma ile kendi işimizi yürütmek üzere yola çıktık.  “İmaj İç Mekan Dış Mekan Proje, Üretim Pazarlama Limited Şirketi”ni kurduk. Şirketin kurucu ortağıyım. Başlangıç zorlu bir süreçti. Deneyimleyerek ve ağır ağır büyüterek devam ettik. Bu yolculukta tabi ki başarısızlıklarımız ve yanlış kararlarımız  oldu ama her kriz bir fırsattır diyerek sektöre yönelik talepleri fırsata çevirerek aslında düşe kalka ayakta durmayı öğrendik. Zamanla çalışma alanlarımızı büyütüp istihdam sayımızı arttırarak tüm Akdeniz Bölgesi ve diğer bölgelere pazarlamasını yaptığımız iç mekan süs bitkileri ve peyzaj bitkileri ile yaklaşık 30 dönüm alanda üretim, ithalat ve servis ağımızla  tedarikçi firma olarak toptan satış hizmeti veriyoruz. Uzun yıllar çalıştığım firma faaliyet alanı sebebiyle bitkisel üretimde de benim için bir okul oldu
Bu sektöre devam ederken,  ayrıca eğitimini aldığım aslında hep gönlümde yatan mesleğimi de Reklam ajansı kurarak şirketimizin diğer çalışma konusu olarak hayata geçirdim. Ağırlıkta tarım sektörü olmak üzere marka yönetimi, kurumsal kimlik çalışmaları, grafik tasarım, masa üstü yayıncılık konularında Tanıtım Danışmanı olarak hizmet verdim. Uzun yıllar tüm Türkiye’de ki firmaların katılımı ile yıllık yayınlanan Çevre Peyzaj Sektör Kataloğunun tasarım ve içeriğini hazırladım. Tanıtım danışmanlığı işimi kısmen yürütüyorum çünkü  diğer iş alanımızda üretim alanlarımız genişledikçe süs bitkileri üretimi konusundaki çalışmalarım diğer işimin önüne geçti ve firmamızda üstlendiğim üretim koordinatörlüğünü yürütüyorum.
 
20 yıla yakın süredir sivil toplum çalışmalarında görev alıyorum. 2007’den bu yana içinde olduğum TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun Antalya başkanlığını, son 2 dönemdir yürütüyorum. Aynı zamanda TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Afyon, Burdur , Isparta illeri Batı Akdeniz Bölge Temsilcisi ve Türk Dili Konuşan  Ülkeler Türk ticaret Odası Kadın Komisyonu üyesiyim.
Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği Kurucu Üyeliği ve Genel Sekreterliği, Antalya İş Kadınları Derneği Genel Sekreterliği görevlerinde bulundum.
Kurulu temsilen Sivil Toplum Kuruluşları, Antalya Kadın Müzesi, Akdeniz Üniversitesi KATCAM ve Kariyer Merkezi Danışma Kurulu Üyesi görevlerine devam ediyorum.


Serap hanım nasıl bir ailede büyüdünüz? Bize biraz çocukluk yıllarınızdan bahsedebilir misiniz?

Ziraat Mühendisi olan rahmetli babam görevi yerleri nedeniyle çocukluğumuz Doğu illerinde geçti. Annem Öğretmen emeklisi. Üç kardeşiz, bir kız bir erkek kardeşim var. Doğu da çoğunlukla erkek egemen toplum yapısına da tanık oldum. Bu nedenle kız erkek evlat ayrımı yapmadan yol açan arkamızda duran aileme bu vesile bir kez daha teşekkür ediyorum.

Geçmişten bugüne kadının toplumdaki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz? Eğitim hayatınızdan  bu zamana kadar geçen süreçte eş ve anne Serap Kocaoğlu’nu anlatır mısınız?

Geçmişte bugüne kadının yeri hep farklı oldu. Tarihe baktığımızda mücadeleriyle, başarılarıyla ilk olan, yol açan, iz bırakmış  örnek olan kadınlarımız sonraki nesillere ilham oldular. Toplumun bakış açısıyla kadının kendi yerini belirlemesi arasında arafta olma durumunu kadın hep yaşadı, yaşıyor. Bence  iyi bir konumda olmak, kadının kendi elinde. Kadının kendisini sorgulamasından yanayım. Mücadele etmemiz gerekiyor, davet beklemek değil kapıları çalmak bunun en güzel örneği. Annelik rolümü diğer rollerimle karıştırmadan ama bir arada yürüterek, ailede başlayan eşimle devam eden yaşantımda ‘geride olma hissine’ hiç kapılmadım, hep yan yanayım. Hiçbir zaman bir adım geride olmak istemedim, müsaade etmedim bunun için de mücadele ettim.


Gününü yoğun tempoda geçiren birisi olarak zamanlamayı nasıl yapıyorsunuz? Planlı mısınız, iş hayatınızı nasıl yönetiyorsunuz?
İlk başladığımda zorlandım, yoğun bir işimiz var, canlı bitkilerle uğraşıyoruz, zamanlama çok önemli. Eşim aynı zamanda iş ortağım. Birbirimizin desteklememiz anlamında ortak olmanın avantajları var tabi ki ama bir iş bölümümüz var ve sorumluluk alanlarımız farklı. Ben üretime bakıyorum, eşim pazarlama tarafında. Dolayısıyla sorumlu olduğum alanları iyi yönetmek gibi yükümlüğüm var. Ev, aile ve sosyal sorumluluklarımla işimi bir arada yürütmeyi sorun olarak görmediğim için başardım. En önemlisi başarmayı istedim. Bu sorumlulukları bir arada yürütmek yeri geldiğinde kendinize ayıracağınız vakitten çalıyor tabi ki ama işimde başarılı olmak ve sosyal sorumlulukla fayda yaratmak isteği başarıyı besleyen en büyük neden. Bu nedenle dezavantajları göze alarak zaman yönetimini iyi yapmak kendiliğinden oluşan bir duruma dönüşüyor. Gönüllük esaslı sivil toplum çalışmalarında fayda sağlamak adına gerçekten gönülle ve samimiyetle çalışmaktan her zaman mutluluk duydum. Gönüllülük adına yaptığınız çalışmaları işiniz kadar önemli  görev değil gönüllük bilinci ile, bir karşılık beklemeden emek verdiğiniz ölçüde fayda yaratabiliyorsunuz  hedefiniz yerini buluyor ve fayda sağlamak adına başarı kendiliğinden geliyor.

İş hayatınızın yanında sivil toplum hayatınız var. Kaç yıldır sivil toplumun içindesiniz? Sivil Toplum Kuruluşlarında ne gibi görevlerde bulundunuz? 

Sivil toplum hayatım 20 yılı geçti. İlk, Antalya İş Kadınları Derneği’nde görev aldım, uzun yıllar genel sekreterliğini ve Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği Kurucu Üyesi olarak, genel sekreterlik  görevlerini yürüttüm.
Girişimcilik ve kadına yönelik çalışmalarda tüm çatıların misyonu, kadının toplumdaki yerini statüsünü artırmak, kadın girişimciliğine destek olmak, donanımlarını arttırmak üzere girişimcilik, eğitim şansını ve tecrübesini yaşamış insanlar olarak, buna ihtiyaç duyan kadınlara rol model olmak ve cesaretlendirmek. İhtiyaç duyanla ihtiyacı sağlayan arasında köprü olmak. Birey olarak ben de bu çalışmaların içinde sosyal sorumluluk bilinci ile olarak görev aldım.
2007’de de Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde 81 ilde kurulan, Türkiye’nin en büyük kadın girişimci ağı TOBB Kadın Girişimciliği Kurulu üyeliğim başladı. Üyelik, icra kurulu üyeliği, daha sonra arkadaşlarımın takdiriyle 2 dönemdir başkanlık görevini yürütüyorum. Burada da misyonumuz aynı, kentten kırsala ve geleceğin girişimcilerine yol arkadaşlığı ve mentörlük yapmak, tecrübelerimizi paylaşmak. Kadının söz sahibi olduğu tüm alanlarda, anıldığı ortamlarda farklılık yaratmak istiyoruz.
Sosyal sorumluluk çalışmalarının görev algısı ile değil gönülden yapıldığı sürece başarıya ulaştığı bilinci ile, ekonomik, sosyal, toplumsal, alanda kadın görünürlüğünü, girişimcilik kültürünü arttırmak ve her alanda fayda sağlamak üzere sosyal sorumluluklarımızı yerine getirmek için çalışmaya, üretmeye, gönüllü olmaya devam edeceğiz.


2021 yılında  Antalya’nın Manavgat ilçesinde çok acı bir yangın felaketi yaşadık.  Siz de TOBB Kadın Girişimciler Kurulu olarak aktif olarak sahada yer aldınız, yardım faaliyetlerinde bulundunuz. Bu gibi hazırlıksız yakalanılan afet durumlarında koordinasyon, işbölümü ve yardımlaşma çok önem taşıyor. Sizler nasıl bir yol izlediniz?
Manavgat yangınında, geleceği düşünme adına ders alacağımız bir iklim felaketi yaşadık. Acıları içimizde hissediyoruz, her canlının acısını yaşadık. Kurulumuz adına Antalya’daki kadın sivil toplum örgütlerini bir toplantıya davet ettim, onların da bu toplantıya icabet etmesiyle “Her birimiz kendi alanında ne yapıyorsa görev alalım, ortak sorunları belirleyelim, görev paylaşımında bulunalım” çağrısında bulundum. Eğitime burs sağlanması birçok öğrenciye ulaştı, yeniden şekillenen hayatlarda üretime gelir sağlanması yönünde yanlarında olmayı amaçladık. Kadın Girişimciler Kurulu’muzun ‘Her Köye Bir Mentor’ projesini Manavgat’ta da başlattık, uygulamaya devam ediyoruz.

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu olarak toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili çalışmalarınız ne şekilde devam ediyor? Antalya’nın toplumsal cinsiyet eşitliğindeki durumu nedir?

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ve TEPAV ile ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz bir çalışmaydı. 81 ilde gerçekleştirildi, şu an her ilin “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” karnesi var. İlin yerelinde, kadının yerine göre çıkartıldı. Antalya olarak 14. sıradayız, Muğla 1. sırada. Antalya’da eğitimde kadının oranı, istenilen oranlara çok yakın. Odalar, borsa yönetimleri ve meclisler de görev alan kadın sayısı düşük. Siyasette il başkanlıklarında ve üyeliklerde kadının katılım oranı yüksek. Oranımızın düşük olduğu ve iyileştirmemiz gereken nokta, istihdamlı çalışan kadınların ücret eşitsizliği. Bu en fazla ortaya çıkan sorun oldu. Bir işveren anketi yaptık, ankette sonuç şu şekilde çıktı; “mesleki donanım eksikliği ve işe sadakatsizlik”. İşe sadakatsizlik olarak bahsedilen, kadının aile içindeki sorumlulukları. Kadın, işe ara vermek zorunda kalıyor, doğum yapıyor, çocuk bakıyor, hasta ve yaşlı bakımı vb. Bu durumu işveren sadakatsizlik olarak algılıyor, ya da öyle yansıtıyor. “Biz bu soruna yönelik nasıl bir çalışma yapabiliriz?” fikrini sorguladık. Şimdi bir çalışma başlattık, “Teknik Eleman Mesleki Eğitim Akademisi” başlık bu oldu. Mesleki donanım projesi olacak.
Kadınlara istihdam sağlamak, kadın girişimciliğini arttırmak amacında eğitim çalışmalarının ayrı bir önemi var. Kadın Kooperatifleriyle kırsalda sürdürdüğünüz eğitim çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Mentorluk dediğimiz zaman Antalya il ve ilçeleri olmak üzere 260 üyemiz var, üye profilimize baktığımız zaman hepsi sosyal hayatta iş dünyasında eğitimli. Bu kadar üyeyle biz çok geniş kitlelere ulaşarak, bu güce ihtiyacı olan, eğitim şansı bulamamış, iş dünyasında çok var olamamış, ürettiğini pazara kazandıramamış, tüm kadınlara bu gücü kazandırmak istiyoruz. Kentten kırsala bize gelen her talebe ihtiyaca, çalışarak cevap vermek istiyoruz. Kadın kooperatiflerini bir grup altında topladık, dijitalde beraberiz. Markalaşma, pazarlama iletişimi, ürünün pazar değeri yaratılması konusunda eğitim veriyoruz. Onların ürünlerinin satmalarının sağlanmasının yönünde köprü oluyoruz. Kırsal kalkınma çalışmalarımız kapsamında proje içeriğini kurul üyemiz Prof. Dr. Fulya Sarvan hocamızın yazdığı ‘’Kadın Çiftçi Akademisi’’ eğitim projemizi hayata geçirdik Döşemealtı ilçesi ve köylerinden katılan kadın çiftçiler Akademisyenlerden iyi tarım uygulamaları, e-ticaret, pazarlama, iletişim gibi bir çok başlık altında eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını aldılar.  


Her kadının hayatında iz bırakan bir kadın var mıdır? İz Bırakan Kadınlar sergisi nasıl ortaya çıktı?
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e “Yol Açan, İlham Veren, İz Bırakan Kadınlar” Sergisi, hayalini kurduğum bir projeydi. Bu konuda üyelerimizle bir çalışma konisyonu oluşturduk. Birçoğumuzun hayatına ilham olmuş,  ilkleri başarmış 40 başarılı profil var, o dönemde alanlarında ilk kadın olarak yola çıkmışlar mücadele ve başarılarıyla sonraki nesillere örnek olmuşlar. Bu projeyi hayat geçirirken, araştırma yazılarını ve tasarımlarını yaptım ve bir arşiv oluştu bir çok alanda bu sergiyi açarak geniş kitlelerle buluşturduk. Bu projenin devamında kentimizde ve ulusalda günümüzdeki kadın profillerini ‘’İz Bırakacak Kadınlar’’ olarak hayal ettim ve ekibimizle hayata geçirmeyi diliyorum. Hepimizin hayatında, yolumuzu açan bir kadın var.

Hayatınızda bir rol modeliniz oldu mu?

İdeolojinin başarıya  dönüştüğü her hikaye benim için ilham kaynağı olmuştur. Örneğin İşimde başarımda çalıştığım iş yerinin sahibi sektörel başarısıyla ilham aldığım kişidir. Örnek aldığım bu başarı benim hayalimi oluşturdu dolayısıyla  her başarı hikayesi hayatımın farklı alanlarında  benim idolüm.

Bize biraz kızınızla ilişkinizden bahsedebilir misiniz? Kızınıza hayata dair ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Her çocuk, anne babaya onu nasıl yetiştirmesi gerektiğini öğretiyor. Beste, hiçbir zaman bize “hadi yap” dedirtmedi, hep kendi kararlarıyla doğru yolda ilerledi. Biz de yaşadıklarımızla doğrularımızı ve yanlışlarımızdan çıkardığımız dersleri tecrübelerimizi paylaştık. Bizim onun üzerindeki hayallerimizi değil, kendi hayallerini hayata geçirdiği oranda mutlu olacağı inancıyla  kararlarını kendisine bıraktık. İç mimarlık eğitimi aldı, bir dönem yurt dışında eğitimini destekledi. Bunları yaparken parasal olarak kendi bütçesini kendi yapmayı öğrendi, birikimleri ile kendi hayallerini gerçekleştirme yolunda kendi birikimleri ile katkıda bulundu . Bu anlamda şanslıyım ve başarıları ile her zaman gurur duydum, başarısızlıklarında bazen olmaz diyerek tekrar denemesi yönünde destek oldum. Aslına anne baba kimliğimizle koruma iç güdümüzle çocuklarımızın yaşayarak öğrenmesine, yanlış yaparak doğruyu bulmasına fırsat vermiyoruz. Acıkmadan yedirmek, üşümeden giydirmek yapımızla zorlukları yaşayarak baş edebilme yeteneği kazanmalarına da engel oluyoruz maalesef.
Ben “doğrusu budur, sen karar ver” derim. Çocuklar, bir şeyleri yaşayarak öğreniyor, ona da engel olamıyoruz. Acısını da yaşayacak, başarısızlığı da yaşayacak ama düştüğü yerden kaldırmak için tabi ki elinden tutup kaldıracağız ama kalkıp devam etmesi için de mücadele etmesi gerektiğini de hissettirmemiz yanlarında olmadığımız zamanlarda güçlü olmaları için çok önemli diye düşünüyorum.
 

Antalya’da kadının sosyal ve iş hayatındaki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Genel anlamda  iş dünyasından siyasete, sosyal yaşama eşitlik bilincinin artmasına yine de ihtiyaç var ama kentimizde bu bilincin yüksek olduğunu da yadsıyamam. Geleneksel anlayışın dönüşüme ihtiyacı kadar, kadınların aile içinde sorumluklarının eşit paylaşılmıyor olması da kadını ön plan çıkarmayan en önemli sebeplerden. Kadının sosyal ve iş yaşamına entegre olması için önce kadının kendisinin harekete geçmesi cesaretle azimle yola çıkması ve bu yolculuğu koşullardan yılmadan sürdürme isteği  çok önemli. STK ların ve kurumların kadın girişimciliği yönündeki çalışma işbirliği ihtiyaç ve talebine çözüm üretmek çok değerli. Çalışmalarımızı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Koordinatörlüğünde yürütüyoruz.

Çalışma hayatında kadın kadının dostu mudur?

Kendi çalıştığım alanda olumsuz bir durum yaşamadığım için dostudur diye düşünüyorum. Kurul üyelerimizle birlikte destek vereceğimiz kadınlarla, hep birbirimizin yurdu olmaya çalışıyoruz.
Sivil toplum çalışmalarınızdaki başarılarla ödüllendirilmek sizin için ne anlam taşıyor? Ne gibi ödüller aldınız?
En son ANSİAD’ın, Antalya iş dünyasına çok değer kazandırmış, merhum Sn. Güngör Pekşen adına verilen bir ödülü layık gördüler. Ben bu ödülü tüm kadınlar adına aldım, çünkü sivil toplum çalışmasının ödüllendirilmesi çok ayrı bir önem taşıyor. Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nden “Kadına ve Kadın Kooperatiflerine Sağlanan Destek” adına bir ödül aldım, benim için mutluluk vericiydi. Benim için en büyük ödül, gönüllü çalışmaların takdir edilerek, desteklenmesi. Çünkü bu takdirler benim motivasyonumu arttırdığı kadar sivil toplum çalışmalarına katılımı da  cesaretlendiriyor.


Antalya Kadın Müzesi Danışma Kurulu Üyesi olarak, kadın müzesi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Antalya Kadın Müzesi, Antalya Tanıtım Vakfı Başkanı Yeliz Gül Ege’nin de aralarında bulunduğu TOBB Antalya Girişimciler Kurulu’ndan çıkan bir oluşum fikriydi. Hep birlikte başlatmış olduk, farkındalığını sağlamak için çalıştık, kadın müzesi algısı neydi anlatmaya çalıştık. Şu an ATAV bünyesinde Yeliz Gül Ege başkanlığında Antalya Kadın Müzesi algısı çok iyi oturdu ve misyonunu başarıyla yerine getiriyor. ATAV Başkanı ve bu bünyesinde Antalya Kadın Müzesi Başkanlığını yürüten Yeliz Gül Ege’ye ve yola çıkış sürecindeki katkıları için TOBB KGK dönem başkanı Işık Yargın’a da teşekkür ediyorum. Sanal müze, bir arşiv. Kadınların başarılarının ve geleceğe dair hayallere ilham olacak bir arşiv. İnsanların bir kütüphaneye girer gibi girip, başarılara tanık olduğu alan oldu. Çok iyi ilgi görüyor. Her yıl yapılan Antalya Kadın Müzesi Prof. Dr. Jale İnan Ödülleri ile kadın başarıları gündeme taşınıyor ve bu başarılar örnek oluyor. Her yıl bir kadın daha eklendikçe, kadınlara Antalya Kadın Müzesi aracılığıyla bir rol model daha belirlenmiş oluyor. Bu takdirle başarılar değer görüyor ve bu başarı hikayeleri birçok kadını da ilham oluyor. Danışma Kurulu Üyesi olarak bu oluşumda bir arada çalışmaktan mutluluk duyuyorum.  AKM arşivinde yer almak üzere gerçekleştirilen röportajlara öncülüğü için AKM Başkanı Yeliz Gül Ege’ye, bu röportajı benimle gerçekleştiren danışma kurulu üyemiz sevgili Ebru Manavoğlu’na teşekkür ediyorum.

Geleceğe ilişkin hedefleriniz nelerdir?

Düşe kalka ayakta durmayı öğrendiğim girişimcilikte hayatımda 32. yılım ve sağlığım el verdiğince çalışmaya devam edeceğim ve fayda yaratacak tüm çalışmalarda üzerime düşeni yapmak ve katkı sağlamak üzere sivil toplum hayatım hep devam edecek. Gelecek hedeflerimi bu şu olarak ayırmıyorum. Tek hedefim, arkamda güzel şeyler bırakmak.
Yola yeni çıkan girişimci adaylara naçizane tecrübeden yola çıkarak; hayaller, hedefler ve cesaret, bu üç ögeyi içimizde barındırırsak, kurduğumuz hayalin arkasından hedefe dönüştürürsek, sonra onun cesaretiyle hedefe sarılırsak, başaramayacağımız hiçbir şey yok



















 
Serap KOCAOĞLU